Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

tarafından
331
Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Varicella olarak da bilinen suçiçeği, varisella zoster virüsünün (VZV) neden olduğu, oldukça bulaşıcıdır.  Suçiçeği hastalığı özellikle 12 yaşın altındaki çocuklarda ortak bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Kış mevsiminin bitmesi ve ilkbahar mevsimin başlaması ile hastalık daha sık gözlenmektedir.

Suçiçeği tanısı belirli semptomlara, tipik erken belirtilere ve karakteristik bir döküntüye dayanır. Suçiçeğinin belirtileri öncelikli olarak kaşıntı, vücutta oluşan kırmızı döküntülerdir. Ateş ve yorgunlukta birçok hastada gözlenebilmektedir. Gribe benzer belirtiler gösterebilir.

Suçiçeğine sebep olan bu virüs uzun süre havada yaşayabildiği için yayılması ve bulaşabilmesi kaçınılmazdır. Hastadan çevresindekilere bulaşan virüsün 4 günlük kuluçka dönemi bulunmaktadır. Su çiçeğinin başlangıcı virüsün hızlıca üst solunum yollarından başlayarak iç organlara doğru yayılması ile gerçekleşecektir. Lenf bezleri, karaciğer, dalak ve diğer iç organlara 7 gün içerisinde yayılmaya başlar.

Varicella zoster virüsü nadirde olsa beyin enfeksiyonuna veya zatürre yol açabilmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda rastlanma riski çok daha fazladır. Suçiçeği ilk olarak yüzde bölgesinde ve saç derisinin içerisinde çıkmakta, belirginleşmektedir.

[reklam id=1]

Yaklaşık 14. Günde ise özellikle sırt bölgesinde kırmızı kabarcıklar oluşmaya başlamıştır. Döküntülerinde içerisi sıvı ile doludur. Bununla birlikte ateş, halsizlik ve baş ağrısı gözlenmektedir. Kabarcıklar yenilendiği süresince hastalığın bulaşıcılığı devam etmektedir.

Suçiçeği hastalığını genel olarak çocuklar geçiyor olsalar da yetişkinlerde gözlenmektedir. Çocuk yaşta suçiçeği hastalığını geçirmiş bir yetişkin vücudunun bu virüse alışmış olması nedeni ile tekrar suçiçeği hastalığı geçirmeyecektir. Ancak suçiçeği geçirmiş bir hastanın ileriki yaşlarda zona hastalığı geçirme ihtimali çok yüksektir.

Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Bunun sebebi hastalığın iyileştikten sonra sinir uçlarına yerleşmesidir. İlerleyen yaşlarda ise virüs tekrar aktif hale gelebilmektedir. Zona adını verdiğimiz hastalık sonrasında ağrı ve döküntü şikayetleri yaşanılacaktır. Zona hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir ancak küçük yaşlarda suçiçeği hastalığı geçirmemiş birisinin zonalı bir hastadan suçiçeği virüsü bulaşma ihtimali çok yüksektir. Yetişkinlerde suçiçeği belirtileri de çocuklarda ki gibidir. Kırmızı döküntüler ile birlikte kaşıntı, ateş ve yorgunluk gözlemlenecektir.

Suçiçeği döküntüleri başladıktan 1 hafta sonra kurumaya ve dökülmeye başlayacak, dökülenler yerine yenileri oluşacaktır. Döküntüler kaşınma isteği oluşturacaktır. Kaşıntıyı azaltmak için çok sıcak ortamda bulunulmaması ve terleme azaltılmalıdır. Hafif ve ılık banyo kaşınma isteğini azaltacaktır.

Kaşınma için doktorun önerebileceği kremler kullanılabilir. Hastalık sırasında herhangi bir antibiyotik tedavisi uygulanması gerekmemektedir. Hastalık süresinde önemli olan kesinlikle aspirin kullanılmamasıdır. Aspirin reye sendrom riskini doğuracaktır.

Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir? 1

Reye sendromu karaciğer yağlanması ile fonksiyonların işlevini yitirmesi ile birlikte çok ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Hastalık süresince ateşin çok ciddi olması durumunda ilaç kullanımı için mutlaka doktora danışmalıdır.

Suçiçeği aşısının olunması, Varicella zoster virüsüne karşı çok etkili olacaktır. 13 ayını dolduran bebeklerde ve 5 yaşındaki çocuklarda birer doz olarak aşı zorunludur. Eğer suçiçeği hastalığı şüphesi var ve aşı olunmamış olsa bile 3 ile 5 gün içerisinde aşı olunmalıdır.

Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir? 2

Hastalığın daha hafif atlatılmasına yardımcı olacaktır. Suçiçeği geçirmemiş ve aşı yapılmamış hastalarında yaş gruplarına göre farklı dozlarda yaşı yaptırmaları gerekmektedir. Öncelikli olarak sağlık personelleri, öğretmenler ve yakın çevresinde yaşayan tüm yetişkinler risk altında olacağından mutlaka suçiçeği aşısı yaptırmalıdır.

Hastalık süresinde el temizliğine çok özen gösterilmelidir. Tırnak temizliği yapılmalı ve uzatılmamalıdır. Hastalık özellikle hava yolu ile bulaşabildiğinden hastanın odası sık sık havalandırılmalıdır. Hastalığın herhangi bir ilaç tedavisi olmadığından en etkili tedavi yöntemi istirahat etmesidir. Okul çağındaki çocukların bulaşma riski ve dinlenmeleri açısından okula gönderilmemesi önemlidir.